RUSYA, TRUMP'A YÖNELİK ÇEŞİTLİ KISITLAMALARI TAM OLARAK ANLAMAYA ÇALIŞIYOR
Eğer Moskova daha önce anlaşmalara ve “normal oynamaya” güveniyorduysa, şimdi öngörülemezliğe, birbirine bağlı cephelere ve tehditler dengesine güveniyor.
Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ile Rusya liderliği arasında yeni bir müzakere turu mu? Witkoff ile Başkan Putin’in görüşmesi artık an meselesi. Aynı zamanda General Keith Kellogg da Kiev’deydi. Bu, Trump’ın sözde “ultimatomu”nun süresinin dolmasına denk geliyor – her ne kadar Trump, olası yaptırımların Putin’i hiç de “rahatsız etmeyeceği” yönünde şüphe uyandırsa da.
Rusya’nın temas hattı boyunca hızlanan ilerlemeleri dışında bir şey değişti mi?
Bir bakıma, hiçbir şey değişmedi. Rusya’nın tutumu, 14 Haziran 2024’te Başkan Putin’in açıkladığı şekilde aynı. ABD’nin tutumu değişti mi? Hayır.
Bu ayın başında, Trump’ın yakın danışmanı General Kellogg, ABD’nin tüm balistik füze denizaltılarını konuşlandırmasını önerdi – “Putin’in blöf yapıp yapmadığını görmek için.” Demek ki Kellogg hâlâ Putin’in blöf yaptığına inanıyor. Görünen o ki, Trump ekibindeki Kellogg kanadı, Putin’in Haziran 2024’ten beri söylediği şeyi hâlâ duymuyor ya da özümseyemiyor: “Önemli olan kök nedenlerdir.”
Kellogg’a göre Putin’e baskı yapmak, onun istediği ateşkesi getirmenin tek yolu.
Rusya Federasyon Konseyi Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Grigory Karasin, kıdemli bir Rus müzakereci, durumu gayet açık anlattı:
“Medya alanına hâkim olan tüm bu duygular – Trump gibi büyük isimlere yapılan atıflar dahil – soğukkanlılıkla karşılanmalı. Witkoff ile yapılacak temaslar, ABD’nin aslında ne düşündüğünü (kamuoyuna değil) ortaya çıkaracak. Özellikle de Avrupa Birliği ülkelerinin Zelenskiy rejimini sıkı sıkıya kontrol ederek oynadığı yıkıcı rol. Bütün bunlar ele alınacak. Bu temasların ardından en azından işin özünü öğrenmiş olacağız. Bu nedenle sabırlı, soğukkanlı olmalı ve duygusal tepkilerden kaçınmalıyız.”
Rusya açısından amaç, Trump’ın hangi sınırlamalar içinde hareket ettiğini tam olarak anlamak gibi görünüyor.
Trump’ın “iki Ohio sınıfı nükleer denizaltıyı Rusya kıyılarında gezdirmek” yorumunu da bu sınırlamalar bağlamında değerlendirmek gerekir. Oysa bu denizaltıların görevi ikinci vuruş kabiliyetini sessizce ve gizlenmiş şekilde sürdürmektir – asla aleni biçimde gösterilmezler!
Trump’ın bu sözleri ise muhtemelen daha çok iç politikaya dönüktü. Trump birçok baskı altında. Epstein skandalı giderek büyüyor, daha fazla ifşaat bekleniyor. Ayrıca, geçmiş ABD başkanları gibi o da İsrail tarafından kuşatılmış durumda – ister bağış ağları ve para çevreleri yoluyla olsun, ister Clinton örneğinde olduğu gibi şantaj niteliğinde tehditlerle.
Bu zayıflığı hisseden Mitch McConnell ve Senatör Graham önderliğindeki Cumhuriyetçi “eski muhafazakâr” kanat, MAGA tabanını zayıflatma ve partiyi tekrar geleneksel “ülke kulübü” çizgisine döndürme fırsatı görüyor.
Güçlü bir Senato komitesi, hem Demokratların hem de Trump’ın Cumhuriyetçi müttefiklerinin desteğiyle Ukrayna’ya 1 milyar dolarlık yardım içeren bir harcama paketini Senato oylamasına sunmayı kabul etti. Bu, yönetimin bütçe talebinde böyle bir yardımın çıkarılmasını istemesine rağmen oldu. Ayrıca, Cumhuriyetçi Senatör Murkowski ve Demokrat Senatör Shaheen, Ukrayna’ya iki yıl içinde 54,6 milyar dolarlık yardım sağlayacak bir tasarı sundu. (Bu tasarının yasalaşması zor görünüyor.)
Trump ise seçim kampanyasında MAGA tabanına Ukrayna savaşına artık fon ayrılmayacağı sözü vermişti. Eğer bu 1 milyar dolarlık paket geçerse, Epstein örtbası iddiaları nedeniyle zaten öfkeli olan MAGA seçmeni, kendisini bir kez daha ihanete uğramış hissedecek.
Hiçbir Başkan, özellikle seçim vaadi konusunda, Kongre tarafından eziliyormuş gibi görünemez. Kongre’yi kontrol eden olmak zorundadır; onun kuklası değil. Hele ki Senato’nun yaptırım baskısı, Trump’ın Rusya ile stratejik normalleşme yolunu tıkamayı hedeflerken.
Bu nedenle Trump’ın “denizaltı konuşlandırma” açıklaması, muhtemelen Kongre’ye mesaj verme amacıyla yapılmış olabilir – Rusya’ya karşı “sert” göründüğünü göstermek ve yaptırımlar dışında (ki onlara şüpheyle bakıyor) başka araçlara sahip olduğunu ima etmek için.
Fakat Trump’ın dertleri bununla bitmiyor. İsrail’deki yerleşimci ve mesihçi kesim, Witkoff’un Gazze’deki soykırımı ve açlığı durdurma girişimlerini reddetti. Gazze’deki açlık görüntüleri Trump’a zarar veriyor. İddiaya göre Trump, Netanyahu çevresine “Müzakereler çıkmaza girdiyse, Gazze Şeridi’nin tamamen işgaline yeşil ışık veriyorum” mesajını iletti.
Gazze savaşı, özellikle genç Amerikalılar ve Avrupalılar arasında, ABD siyasetini yeniden şekillendiriyor. Trump kısa süre önce bir Yahudi bağışçıya, kendi tabanının “İsrail’den nefret etmeye başladığını” söyledi. MAGA tabanı dağılmaya başladı.
Trump yönetiminin, İsrail’i boykot eden eyaletlere yönelik federal yardımı kesme kararına gelen büyük tepki sonrası İç Güvenlik Bakanlığı geri adım atmak zorunda kaldı. Artık yasak sadece göçmenlik ve DEI ihlallerine uygulanıyor. MAGA tabanı, “Önce Amerika” sözüne ihanet olarak gördüğü “Önce İsrail” politikasına öfkeleniyor.
Karasin’in de dediği gibi: “Witkoff ile temaslar, ABD’nin gerçek tutumunu – sınırlamalarını ve kısıtlarını – ortaya çıkaracaktır. Beyaz Saray’ın Ukrayna çözüm süresi ve yeni Rusya karşıtı yaptırımlar öncesinde yaptığı gürültülü açıklamaların aksine.”
Witkoff’un amacı ise Rusya’nın tutumunda esneklik aramak ve Kiev ile anlaşma için bir takvim dayatma ihtimalini yoklamak olacak. Moskova, İstanbul’da dördüncü bir müzakere turunu destekliyor. Medya şovu, denizaltı tartışmaları, bunların hepsi Trumpvari baskı yöntemlerinin bir parçası.
Ama gerçekte Trump’ın Rusya’ya baskı yapmak için fazla kartı kalmadı. Silah stokları tükendi. Daha uzun menzilli füzelere başvurması ise MAGA’yı “Trump Amerika’yı 3. Dünya Savaşı’na sürüklüyor” diye ayağa kaldırır.
Trump’ın asıl ihtiyacı, Senato’nun yaptırımlar ve Ukrayna fonu ile kendisini kıskaca almasını engelleyecek bir çıkış yolu bulmak – yani çatışmaya makul bir sürede son verecek bir şey. Ama bu mümkün mü? Pek ihtimal yok. Kiev yavaş yavaş kendi kendini tüketiyor. Kimin öne çıkacağı ise belirsiz.
Paradoksal olarak, Trump’ın Ohio sınıfı denizaltılarla Rusya kıyılarını “turlatma” tehdidi – saçma olsa da – Moskova’ya Putin’in uzun süredir masasında olan bir planı hayata geçirme fırsatı verdi:
Rusya, orta ve kısa menzilli füzelerin konuşlandırılmasına ilişkin kendi koyduğu moratoryumdan çekildiğini resmen açıkladı. Bunu da ABD’nin Avrupa ve Asya-Pasifik’te benzer sistemleri çoktan konuşlandırmış olmasına dayandırdı. İlk kez Rusya, Amerikan füzelerinin sadece Avrupa’dan değil, Asya-Pasifik’ten de tehdit oluşturduğunu resmen duyurdu.
Biçimsel mantık açısından bakıldığında, Moskova’nın bu kararı Washington’un tırmandırmasına verilen simetrik bir cevap. Ama daha derin bir düzeyde, Rusya sadece “tepki vermiyor” – uluslararası sınırlamalar yokluğunda yeni bir stratejik mimari inşa ediyor. Elinde seri üretime hazır Oreshnik füzeleri var; ayrıca Asya-Pasifik’te doğrudan bir müttefik, Kuzey Kore de bulunuyor.
Bu paradigma değişimi stratejik amaç taşıyor. Moskova daha önce anlaşmalara ve “normal oynamaya” güveniyordu. Artık ise öngörülemezlik, birbirine bağlı cepheler ve tehditler dengesi üzerine oynuyor.
Çeviren Adnan DEMİR
https://strategic-culture.su/news/2025/08/15/russia-seeks-comprehend-ful...